‘Boğaz enfeksiyonudur geçer’ demeyin!

Default post image
Yazı Özetini Göster

Boğazda şişlik ve ağrı, genellikle boğaz enfeksiyonu sanılarak hafife alınabiliyor ancak bu belirtiler tek taraflı ve uzun süreliyse; bademcik kanseri olasılığını göz ardı etmemek gerekiyor. Bademcik dokusundaki hücrelerin kontrolsüz çoğalmasıyla oluşan bademcik tümörünün tedavisinde erken tanının büyük önem taşıdığını, bu nedenle özellikle bazı uyarıcı işaretlere dikkat etmek gerektiğini belirten Acıbadem Maslak Hastanesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları, Baş Boyun Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Ömer Bayır, “Tümörlerin tamamı kanser değildir ancak erişkin bir kişide geçmeyen boyun şişliği, tek taraflı boğaz ağrısı, yutma güçlüğü veya kulağa vuran ağrı mutlaka ciddiye alınmalıdır. Bu belirtilerin iki-üç haftayı aşması halinde ‘nasıl olsa enfeksiyondur’ düşüncesiyle beklenmemelidir. Erken başvuru, daha sınırlı tedaviyle daha başarılı sonuç alınmasını ve yaşam kalitesinin korunmasını sağlayabilir” diyor. Prof. Dr. Bayır, erkeklerde görülme olasılığı yaklaşık 4 kat daha fazla olan bademcik kanserinde mutlaka dikkate alınması gereken belirtileri anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Genellikle orta ve ileri yaşlarda rastlanılan bademcik kanseri, dil köküyle birlikte boğaz kanserlerinin en sık görüldüğü alanlardan biri. Uzun süre tütün ürünü kullananlar, yoğun alkol tüketenler ve bu iki alışkanlığa birlikte sahip olanlar bademcik kanseri açısından risk altında bulunuyor.

Son yıllarda Human Papilloma Virüs (HPV) ile ilişkili vakaların artması nedeniyle bademcik kanserinin önemli bir baş-boyun kanseri türü olarak karşımıza çıktığını belirten Acıbadem Maslak Hastanesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları, Baş Boyun Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Ömer Bayır şöyle konuşuyor: “Bademcik kanserinin başlıca iki gelişim yolu vardır: Uzun süreli tütün ve yoğun alkol kullanımına bağlı kanserleşme ile yüksek riskli HPV enfeksiyonuna bağlı kanserleşme. Tütün ve alkol birlikte kullanıldığında risk daha da yükselir. HPV, özellikle bademcik ve dil kökü kanserlerinde son yılların en önemli konularından biridir. HPV ile ilişkili hastalığın yaygın olduğu ABD gibi ülkelerde orofarenks kanserlerinin yüzde 60–70’inin HPV’ye bağlı olduğu bildirilmektedir; ancak bu oran ülkeler arasında önemli ölçüde değişmektedir. HPV-16, bu tümörlerle en güçlü ilişkisi bulunan yüksek riskli tiptir. HPV enfeksiyonlarının büyük bölümü bağışıklık sistemi tarafından temizlenebilir. Ancak yüksek riskli enfeksiyon yıllarca kalıcı olduğunda hücrelerde kontrolsüz çoğalma ve zaman içinde kanserleşme gelişebilir.”

Bademcik kanserinde ihmale gelmez sinyaller!

Bademcik kanserinin başlangıçta hiçbir yakınmaya yol açmayabileceği gibi boğaz enfeksiyonuna benzeyen şikayetlerle de kendini gösterebildiğini belirten Prof. Dr. Bayır “Bademcik kanserinde genellikle ilk bulgulardan biri, boynun tek tarafında ortaya çıkan ve geçmeyen ağrısız bir şişlik olabilir. Bunun nedeni kanserin boyun lenf bezlerine yayılması olabilir. Tek taraflı ve kalıcı boğaz ağrısı, yutarken ağrı veya takılma hissi, bademciklerde belirgin büyüklük farkı, ağızda ya da bademcik üzerinde iyileşmeyen yara, kulak muayenesi normal olduğu halde tek taraflı kulak ağrısı, ses değişikliği, kanlı tükürük ve açıklanamayan kilo kaybı diğer uyarıcı belirtilerdir. Bu belirtilerin iki-üç haftayı aşması halinde ‘nasıl olsa enfeksiyondur’ düşüncesiyle beklenmemesi, ayrıntılı bir KBB muayenesiyle nedeninin belirlenmesi gerekir” diyor.

Erişkin bir kişide büyüyen veya enfeksiyon bulgusu olmadan devam eden boyun kitlesinde iki haftayı beklemeden değerlendirme yapılmasının daha doğru olacağına dikkat çeken Prof. Dr. Ömer Bayır, nefes darlığı, ciddi yutma güçlüğü veya kanama varsa acil başvuru yapılması gerektiğini vurguluyor.  

Erken tanı kritik önem taşıyor!

Bademcik kanserinde erken tanının tedavi sürecini doğrudan etkilediğini vurgulayan Kulak Burun Boğaz Hastalıkları, Baş Boyun Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Ömer Bayır sözlerine şöyle devam ediyor: “Erken tanı, tümörün daha küçükken ve çevre dokulara ya da uzak organlara yayılmadan tedavi edilmesini sağlar. Erken evrede cerrahi veya radyoterapi tek başına yeterli olabilir. Uygun hastalarda tümör, ağız içinden uygulanan transoral lazer ya da robotik cerrahiyle dışarıdan büyük bir kesi yapılmadan çıkarılabilir. Gerektiğinde boyundaki lenf bezleri de temizlenir. Patoloji sonucunda riskli özellikler saptanırsa ameliyatın ardından radyoterapi veya kemoradyoterapi uygulanabilir. İleri evrede kemoterapi ve radyoterapi birlikte uygulanırken, tekrarlayan veya yayılmış hastalıkta immünoterapi ve diğer sistemik tedavilerden yararlanılabilir. Özellikle erken evrede ve HPV ilişkili hastalarda oldukça başarılı sonuçlar alınabilmektedir.”

Erkeklerde yaklaşık 4 kat daha fazla görülüyor!

Bademcik kanseri erkeklerde kadınlara göre yaklaşık 4 kat daha fazla görülüyor. Bu oran ülkeye ve tümörün HPV (Human Papilloma Virüs) ile ilişkisine göre değişebilse de özellikle HPV ilişkili boğaz kanserlerinin yaygın olduğu toplumlarda fark daha belirgin hale geliyor. Erkeklerde oral HPV enfeksiyonunun daha sık görülmesi bu farkın önemli nedenlerinden biri olarak gösteriliyor. Prof. Dr. Ömer Bayır, “Erkeklerde tarihsel olarak tütün ve yoğun alkol kullanımının daha yüksek olması da aradaki risk farkını artırıyor. Tütün ürünlerinin tamamından uzak durmak, tütün kullanımını bırakmak ve alkol tüketimini sınırlandırmak riski azaltmak açısından önem taşıyor. Ancak bademcik kanserinin yalnızca sigara kullanan kişilerde görüldüğü düşünülmemeli. HPV, sigara kullanmayan ve görece genç bireylerde de hastalığın gelişmesine yol açabiliyor. Dolayısıyla risk değerlendirmesi yapılırken hastanın yaşı, alışkanlıkları ve HPV ile ilişkili faktörler birlikte ele alınmalıdır” diyor.

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Yazı Sayısı 8227

Bir Yorum Yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Benzer Yazılar